Edebiyat, hayatı taklit etmez, hayatın önünde gider, ona istediği biçimi verir.
- Oscar Wilde

Soraya’yı Taşlamak – Namus adına Recm edilen Namuslu Kadın

Soraya’yı Taşlamak – Namus adına Recm edilen Namuslu Kadın

Soraya’yı Taşlamak – Namus adına Recm edilen Namuslu Kadın


Namus kavramı bizim kültürümüz dahil olmak üzere birçok kültür ve gelenekte kadınla ilişkilendirilmiştir.  Kadın; namus ve iffeti temsil ederken, erkek şerefi simgelemektir.  Genel bir tanımdan bahsediyoruz ancak işin asıl yüzü bu değil.  Kadınların hayatına musallat olan, başına bela açan namus kelimesi bir toplumun ahlak kurallarına ve toplumsal değerlerine olan bağlılık anlamına gelirken, karşılığı sadece kadına indirgenemez.  Bir toplumu kadın ve erkekler oluşturur, ataerkil toplumların kadınlara biçtiği namus rolü erkeklerin şerefinin belirleyicisi değildir. 

Hangi ülkeye gidersek gidelim insani haklarını tam anlamıyla alamayan kadınlarımızdır. Varlığı yadsınan, kılık kıyafeti sorgulanan, hayatına dair kararları baskı altında alan kadındır.  Namus belasına kurban giden, iffeti eleştirilen yine kadındır.  Niçin?

Kadın ve erkeğin eşitliğini savunmamız gerekirken, bağnazlığın altına saklanarak şeriatın keskin bıçağını kadınlara yöneltmek hak mıdır, adaletten yana mıdır?

Soraya’yı Taşlamak, İran asıllı Fransız yazar Freidoune Sahepjam tarafından yazılan gerçek bir hayat hikayesi.  La Femme Lapidée İsimli eser 1990’da yayımlanırken çok satanlar arasına girmesinin nedeni recm edilerek öldürülen binlerce kadının hakkını savunmasıdır. 

Yine aynı eserden uyarlanarak 2008’de vizyona giren film, sanatı arayışı niteliğinden çok kadın haklarına karşı bir bildirge niteliğini taşımış, namus cinayetleri adı altında vahşice katledilen kadınların sesini duyurmayı amaçlamıştır.


Gerçek bir hayat hikayesinden ekranlara yansıyan sahnelerde, Soraya kocasından gördüğü şiddete rağmen dört çocuğu için yaşama umutla sarılan bir kadındır.  Evin reisi konumda olan erkeğin dövse de sövse de, aldatsa da kadından üstün tutulduğu bağnaz zihniyetlerin, törelerin hüküm sürdüğü İran’da kadının adının olmadığı film de bir kez daha  gözlere serilmiştir.  Kocasının üzerine 14 yaşındaki bir çocuğu kuma getirmeye çalışması, boşanıp nakafa vermemek adına karısına düzenlendiği komplo Soraya’nın hayatını kaybetmesine neden oluyor. 

Sırf nafaka vermemek adına defalarca aldattığı karısının adını düzenlediği tuzakla lekeleyerek, recm edilmesine neden olan bu koca sizce şerefli midir? Recm edilmek, İslam hukukunda zina yapan evli erkek ve kadına uygulanan öldürme cezası.  Nedense erkeklerin dünyası olarak görülen toplumlarda, törelerde karısını aldatan erkek yerine sadece kadınlar recmedilerek öldürülüyor.

Kocanın aldatması bile kadının eksikliği olarak görülürken kirletilmiş olan kadının şerefi oluyordu.  İlk taşı atan babası, devamını getiren kocası ve iki oğlan çocuğuydu. Nidalar eşliğinde kendi kan gölünün içinde toprağa gömülü halde katledildi Soraya!

Tek suçu çocuklarının rızkını düşünmesiydi.  Namuslu bir kadındı, kocasının şeref yoksunu karakterine, yaşadığı toplumun bağnaz ve sofu yaradılışına kurban gitti…

 

 

..