Edebiyat, hayatı taklit etmez, hayatın önünde gider, ona istediği biçimi verir.
- Oscar Wilde

Ben Sana Küsüm Aslında!

Ben Sana Küsüm Aslında!

Ben Sana Küsüm Aslında!

Bir kez daha  beni duyabilir misin? Seninle konuşmaya hala ihtiyaç duyuyor, ekmeğin yanındaki su gibi yokluğunu arıyorum. Boyutsal bir varlığa dönüşen yokluğuna alışmak öyle kolay değildi, bilakis uzuvlarımdan biri gitmişcesine yarım kaldım. İnsan gözlerinin göremediğine, kulağıyla duymadığına öyle bir özlem besliyor ki, nefes almak yağlı urgana dönüşüyor.  Senin bu yalan dünyadan gittiğinden beridir, insanların gerçek yüzlerine bakamaz oldum.  Ne zaman bir surete baksam, çehrelerinde çıkarların çirkinliğini, bakışlarında işgüzarlıklarını yakaladım.  

Sana bunu da anlatmak isterdim, içimin çakıl taşlarıyla dolduğunu.  Her gelenin bir darbe vurmadan önce mutlaka iyi bir şeylerde götürdüğünü. Eksilmeden bu yaban ellerde yaşayabilmek mümkün mü? İlla bir parçamı kaybederek, illa aldanıp kandırılarak üzüldüğümü bir tek sana söyleyebilirdim. Ama sende vefasızsın, aşamayacağım ölçüp tartılmayacak uzaklara gittin.  

Kalacağını, gitmenin söz konusu dahi olmadığına beni ikna etmiştin. En mükemmeliyle sınanmış, değerini avuç çizgilerimde kaderim olarak saklarken, şimdi nasıl güvenebilirim? Ben sana küsüm aslında! Adına ister aşk, ister dostluk diyelim elimden aldığın şeye kızgınım.  Öfkemin ateşi bir gün sönmez, durulmazken çok ahını aldım. Bir seraba benzeyen adı her neyse elimden alıp kaçırdığın için.  Sözünü ettiğim şeye bir isim bile koyamazken, yokluğunun boğazımda bir düğüm olduğunu nasıl tarif edeyim.  Ben sana küsüm aslında, tutamayacağın sözlerin yalancısı oldun.  

Bir mevsimlik kaldın, ne kışı görebildik ne de sonbaharı bitirebildik...


- Semra Şenol


..